İçeriğe geç

Alıntı kaç punto ?

Alıntı Kaç Punto?

Bir Anın Yüzyılı: Kayseri’de Bir Gün

Hayat bazen o kadar karmaşık ve hızlı ilerliyor ki, bir anlık dikkatsizlikle, akıp giden zamanın kıymetini kaybedebiliyoruz. Ama ben, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, her adımda bir şeyleri yakalayabiliyorum. İşte o gün, önümdeki caddede yürürken, gözlerimdeki hayal kırıklığı, kafamda dönüp duran sorular ve kalbimdeki belirsizlikle ilgili bir şey fark ettim: Hayatımda en çok eksik olan şey, belki de bir alıntıydı. Alıntı kaç punto olmalıydı, peki?

Bir Gün, Bir Alıntı

O sabah, sabah güneşi Kayseri’nin taş binalarına vururken, kafamda bir parça huzur vardı. Ama bir süre sonra bu huzur, derin bir hayal kırıklığına dönüştü. Okulda ya da işte kullandığım alıntılar hiçbir zaman istediğim gibi yansımıyordu. Her alıntı bana biraz yabancı, biraz eksik geliyordu. Sanki her cümle, bir başkası tarafından söylenmişti ve hiçbirisi bana ait değildi. İçimden bir ses, “Kendi alıntını bulmalısın,” diyordu. Ama bir türlü bulamıyordum.

Kayseri’de Bir Kafe ve Bir Söz

Bir kafe vardı, Kayseri’nin en sakin köşesinde; sıcak çikolatasını, tatlılarını ve orada geçirdiğim zamanları çok severdim. O gün, biraz vakit kaybetmek için oturdum. Yan masada oturan bir çift, birbirlerine içten içe bakarken, sessizce bir şeyler paylaşıyorlardı. Birdenbire, kadının ağzından dökülen kelimeler beni sarmaladı: “Sadece birlikteyken, gerçek anlamda varız.” O an, bir alıntının etkisini derinden hissettim. Hani o, sıradan ama derin anlamlar taşıyan bir alıntı… Bu söz, Kayseri’nin o sakin havası içinde bana bir ışık gibi geldi. Belki de alıntılar, başkalarının sözcüklerinden değil, kendi hislerimizden doğmalıydı.

Ama o an, başka bir soruyla yüzleştim: Alıntı kaç punto olmalıydı? Beni bu kadar etkileyen, başkalarının hayatlarından bir parça taşıyan bu söz, bir kitap sayfasındaki satır kadar anlamlı olabilir miydi? Bir noktada, bu soru beynimde yankılandı, bir alıntının ruhu yalnızca anlamıyla mı sınırlıydı?

Sadece Kendi Sözlerim

Günler geçtikçe, alıntılara olan ilgim farklı bir boyuta taşındı. Bir anda, kendimi bulmak istedim. O kadar kolay değildi; herkesin hayatında anlamlı olan bir söz vardı, peki benim sözlerim neredeydi? O an, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, havadaki soğukla içimi titrerken, kendimle ilgili bir şeyler buldum. Bir cümle değil, birkaç kelimeydi o: “Beni anlayan, benden bir parça bulmalı.”

Bu cümleyi kendime yazdım. Hangi punto büyüklüğünde yazmalıydım? 12 punto mu, 14 mi? Ama bir yandan da fark ettim ki, bu tür şeyler önemli değil. Sözün büyüklüğü, anlamıydı.

Alıntılar ve Hayatımın İçindeki Duygular

Bazen bir alıntı, tıpkı bir film sahnesindeki diyalog gibi, doğru zaman ve yerde kendini gösterir. Ama bazen de, bir alıntı gerçek duyguyu, doğru şekilde yansıtmaz. Çünkü ben, başkalarının duygularını bir alıntıyla değil, kendi içimde bulduğum kelimelerle ifade etmek istiyorum. Duygularımı gizlemeden, net bir şekilde anlatmak; işte bu, bana en uygun olanı.

Kayseri’deki o sabahın sonunda, sabah güneşiyle buluşan bir alıntı bulmamıştım ama kendi içimde, duygularımı ifade eden bir şey keşfetmiştim. Belki de alıntıların en önemli kısmı, onları bulduğumuz an, onlara sahip olduğumuzda değil; onları nasıl hissettiğimizde gizlidir. Sözler büyür, yazıdaki punto küçülür veya büyür, ama duygular her zaman en güçlü kalır.

O anı yazıya dökerken, alıntı kaç punto olmalıydı diye düşündüm. Belki de bu sorunun cevabı, her birimizin içsel dünyasında gizlidir. Benim alıntım, bir cümleyle değil, hissederek yazıldığında anlam bulur. Hangi punto olduğunu düşünmek, aslında önemli değildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet girişbahis siteleribetexper güncel giriş