İçeriğe geç

Erik ağacı neden zamklanır ?

Erik Ağacı Neden Zamklanır? Bir Duygusal Hikâye

Kayseri’nin soğuk kış günlerinden birinde, odamda sırtımı yasladığım duvarın karşısındaki erik ağacına bakarken, bir soru takıldı kafama: Erik ağacı neden zamklanır? Bu soruyu sormak, aslında yıllardır içimde biriken bir duyguyu açığa çıkarmak gibiydi. Bir zamanlar, erik ağacının yanına her gittiğimde çok başka hisler yaşardım. Bunu anlatmak, her şeyin iç içe geçtiği bir hatırlatma gibi olacak. Bu yazıda, erik ağacının o soğuk kış günlerinde zamklanan yüzünü, benimle birlikte biraz daha derinlemesine keşfedeceğiz. Bu, sadece bir soru değil; bir hikâye.

Başlangıçta Her Şey Güzel Diye Başlar

Erik ağacını çocukken daha çok severdim. Kayseri’nin geniş ve taşlı bahçelerinde büyüdüğüm için, ağaçlar her zaman benim için birer gizemdi. Erik ağacı, baharın gelişiyle beyaz çiçekleriyle etrafını sarar, rüzgârın etkisiyle çiçeklerin dökülüşü de insanın ruhuna dokunurdu. Her bahar, o ağacın altında geçirdiğimiz zaman, bana gerçek anlamda huzur verirdi. Çocukken, çiçeklerinden erikler bitene kadar sabırla beklemek, onlara dokunmak, eğilip dallarını tutmak… Hepsi birer hayal gibiydi.

Bir gün, babamın yanına gittim. O, erik ağacını sabırla budar, bakımını yapardı. “Baba,” dedim, “neden bu ağaç bu kadar zaman geçtikten sonra zamklanır?” Babamın yüzüne yansıyan hafif bir gülümseme, sanki yıllardır beklediğim bir soruyu duyduğunu gösteriyordu.

Duygusal Bir Anlatım: Erik Ağacının Zamanla Değişmesi

Babam bana, ağacın içindeki damarların zamanla bu tür bir tepki verdiğini anlatırken, bir yandan gözlerimdeki merakla ona bakıyordum. “Zamk, ağaçların kendilerini korumak için verdikleri bir tepki. Bir nevi yaralarına kapanan, dış dünyadan korunmak isteyen bir zırh gibi. Erik ağacının bu tepkiyi vermesi de, doğanın onu yaşatabilmek için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır.” dedikçe, içimde bir şeylerin kırıldığını hissediyordum. Çünkü o zaman, bu açıklama bana sadece basit bir biyolojik gerçek gibi geliyordu. Ama şimdi, yıllar sonra düşündüğümde, aslında zamkın bambaşka bir anlam taşıdığını fark ediyorum.

İçimde, erik ağacının savunma mekanizmasını anlamaya çalışırken, bir yandan hayatımda da benzer şeyler yaşadığımı fark ettim. Çocukken her şey çok güzel, çok basitti. Ama zamanla, hayatın getirdiği zor anlar, sıkıntılar, hayal kırıklıkları, insanı bir şekilde savunmaya iter. Tıpkı erik ağacının o zamklı yüzeyi gibi… Duygusal olarak savunmaya geçmek, bazen insanın kendini koruma ihtiyacıdır. Yavaşça o ağacın yanına her gittiğimde, onun zamklarını daha derin bir şekilde anlamaya başladım.

Kayseri’nin Soğuk Kışında İçimdeki Sıcaklık

Bir kış sabahı, erik ağacının yanına gittim. Burası, Kayseri’nin o keskin soğuklarının beni iyice içsel olarak zorladığı yerlerden biriydi. O gün, içinde bulunduğum psikolojik durum da biraz farklıydı. Bir şekilde, yaşadığım bazı kişisel hayal kırıklıkları içimi sarmıştı. Zaman, hayatımdan hızlıca geçiyordu ve o an, her şeyin üst üste geldiğini hissetmiştim. Erik ağacına baktım ve üzerindeki zamkı fark ettim. Her dalda, bir tür koruma mekanizması olarak beliren zamklar, adeta yaşadığım o içsel fırtınayı yansıtıyordu.

İçimdeki o kırgınlık ve soğuk his, tam da o an erik ağacının zamklanmış yüzeyinde yankı buluyordu. Bir yandan ağacın canlılığını hissedebiliyordum ama diğer yandan, her dalın ucundaki bu sert koruyucu tabaka bana da kendi içsel korumamı hatırlatıyordu. Sanki ağacın her bir dalı, benim de ruhumun derinliklerinden birer parça gibiydi. “Zamk, zamanla yaşadığımız yaraların, kırıkların ve acıların izidir,” dedim kendi kendime.

Beni en çok etkileyen, erik ağacının karşımda dimdik durmasıydı. O soğukta, her şeyin donmuş olduğu o anlarda, ağacın içindeki hayatı hissedebilmek, bana bir umut vermişti. Evet, erik ağacı zamklarla kapanmıştı ama bununla birlikte hayata tutunmaya devam ediyordu. İçimdeki kırıklık, beni de savunmaya almıştı, ama belki de tek yapmam gereken şey, erik ağacı gibi hayata tutunmak ve bu zorlu dönemi atlatmaktı.

Sonuç: Her Şeyin Bir Sebebi Var

Erik ağacının neden zamklandığını anlamaya çalışırken, aslında çok derin bir hayat dersi aldım. Zamanla, hayatımızdaki zorluklar ve acılar, bizi bir şekilde savunmaya iter. Ancak, bu savunma mekanizması, büyümek ve hayatta kalmak için gereken bir şeydir. Erik ağacı, kendini savunmak için zamkları üretirken, ben de hayatın her zorluğuyla mücadele ederken bu savunmaları içimde buluyorum.

Kayseri’nin soğuk kışında, erik ağacının zamklanmış dalına bakarken, hem dışarıdaki soğuğu hem de içimdeki kırgınlıkları hissettim. Ama aynı zamanda, erik ağacının direncini de hissettim. İçimdeki umudu kaybetmemek gerektiğini, her şeyin zamanla iyileşebileceğini ve her yaranın bir gün kapanacağını fark ettim. Zamk, sadece bir koruma değil; yeniden doğuşa giden bir yolculuk.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet girişbahis siteleribetexper güncel giriş