İçeriğe geç

Kaç çeşit lig var ?

Kaç Çeşit Lig Var?

Yani, bir bakmışsın futbol sahasında, diğer bakmışsın sosyal hayatın liginde…

Hadi itiraf edelim: Hayat bir lig ve hepimiz bir şekilde orada bir yerdeyiz. Bu yazıda, her biri başka bir kategoride, farklı liglerde mücadele veren insan türlerine odaklanacağım. Ama önce, bir bakış açısı geliştirelim: Futbolun, basketbolun veya voleybolun liglerini bir kenara bırakıp, biz İzmirli gençler olarak hangi liglerde yer alıyoruz, onu tartışalım. Herkesin kendi yerini bilmesi gerek! Hayatın liglerini keşfetmek için hazırsanız, başlayalım!

İçki Ligi:

Bunu açıklamama gerek var mı? İzmir gibi şehirde, herkesin bir içki ligi var. Kiminin elinde şarap kadehi, kiminin bir bira bardağı, kimisi de “Yok canım, ben alkolsüz içkiciyim!” diye boy gösteriyor. Ama bir gerçeği kabul edelim, bir tek içki var ki bu, sosyal yaşamın gerçek şampiyonu: Rakı.

“Bize iki rakı, biri de bu akşam var!” diyerek başlarsınız geceye. Ve tabii, 15 dakika sonra, mekanın en kalabalık masasında belki de altı kişiyle rakı içerken bulursunuz kendinizi. Gerçekten de rakı sofraları tam bir spor müsabakasına dönüşebiliyor. Kimi arkadaşlar söyler: “Ya sen ne kadar içiyorsun, rakı dedikleri şey zaten bir çeyrek şişe.” Diğerleri içinse, “Bir duble daha!” derken bile gülmeyi unutmazlar.

İçki Ligi’nin şampiyonları genellikle o kadar kasvetlidir ki, bir yerden sonra gerçekten sadece “yok ya, ben bir içki daha almayayım” demek için bile bir stres yaşarsınız. İşte bu da içki liginde nasıl oynadığınızla ilgilidir. Bazı insanlar “takım kaptanı” olur. Sizi yenecek kadar içmişlerdir ama siz hâlâ kadehinize bakar, kendinize bir hayal kurarsınız. İşte gerçek rakı şampiyonları da bu ruh halini benimseyenlerdir.

Sosyal Medya Ligi:

Evet, bu lig hayatımızın bir parçası haline geldi. Her gün “tavuk mu, yumurta mı” sorusunu sormadan bir Story paylaşmadan geçmiyor. “Hangi story’de daha fazla izlenme aldım?” sorusuyla başlıyoruz sabahları. Herkesin bir yerden “story savaşları” yapma hakkı var. Bazı insanlar “süperstar” gibi gezip, her anını paylaşır. O kadar sık paylaşırlar ki, günün sonunda, bir bakmışsınız, o “story”den öteye gitmemişsiniz. Takipçi sayınızı arttırmak, her şeyden önce gelen bir amaç haline gelmiş olur. Hatta bazen içten içe “Acaba bugün takipçi sayım ne oldu?” diye sayfanızı sık sık güncellersiniz.

Ben de bir ara kendimi sosyal medya fenomeni gibi hissettim, yalan söylemeyeceğim. Ama sonra fark ettim ki, paylaştığım story’lerde sadece 5 kişi gerçek arkadaşım. Gerisi ya annem ya da o tanımadığım insanlardan “takip ettiğiniz kişiler” listesinde birinci sırada yer alan “random” kişiler. Bu kadar çaba, sadece bir story izlenmesi için mi? Evet! Bu arada, sosyal medya liginde de başarı için bazen sadece “güzel poz” ve uygun bir filtre yeterli.

İş Ligi:

İçeriğin başlangıcında her ne kadar eğlenceli işlerden bahsediyor olsak da, işte burada işler ciddiye biner. Herkesin ofisinde oynadığı bir oyun vardır: “Kim daha fazla çalışıyormuş gibi görünebilir?” Yani, bazen bir “çalışma ligi” yaparız. Mesela, sabah ilk gelen ve akşam geç çıkan bir arkadaş vardır. O kişi iş yerinde tam bir lider olarak kabul edilir. Oysa o lider, oturup sadece bilgisayarında Instagram’a göz atıyor ve rapor yazmayı geçiştiriyor.

İş Ligi’nin diğer tarafı ise, bir süre sonra sizde, “Daha az çalışıp daha çok başarabilir miyim?” sorusunu sorar hale gelir. Evet, bazen “5 dakika bir şey okudum” diyerek bir saate dönüşen öğle tatilleri insanı korkutur, ama buna rağmen ligde başarılı oluyorsunuz. İş yerindeki sosyal hayatınıza gelince, soğuk yüzlü yöneticilerin egosunu geçmek gerçekten şampiyonluk gerektiriyor.

Beyin Ligi:

İzmirli genç olmak, bir de bu ligde olmak demek! Zihnimizde sürekli 2-3 düşünce ve düşünce akışı arasında gidip gelirken, dışarıdan bakıldığında hiç bir şey olmamış gibi görünebiliriz. Ama bazen “Hadi, bir şeyler düşünelim ama ne?” diye de sorarız kendimize. Her an, her yerde düşünen insanlara karşı mücadele etmek, kafa karıştırıcı ve zaman zaman absürd olabiliyor.

Beyin liginde olanlar genellikle overthinker (fazla düşünen) insanlardır. Bir kelimeyi yanlış telaffuz ettiğinizde bile, 3 gün boyunca “Acaba o kelimeyi yanlış söyledim mi?” diye düşünürsünüz. Bunu yaparken de bir bakmışsınız, bir takımda yarışıyorsunuz ama rakibinizin ne olduğunu unutmuşsunuz. Beyin liginde kazanmak için bazen hiç düşünmemek gerekebilir ama başaramazsınız. Çünkü izlediğiniz filmlerle, insanlarla, aktivitelerle sürekli bir şeyleri anlamaya çalışıyorsunuz. Kafanıza bir soru düştü mü, hemen cevabını ararsınız. Ama bir türlü bulamazsınız.

Arkadaş Ligi:

Burası biraz daha mizahi ve eğlenceli bir yer. Benim gibi biri için bu ligde olmak bir nevi “profesyonellik” gerektiriyor. Çünkü bazen, o kadar şaka yaparım ki, ortama bir ‘karizma’ havası yaratmaya çalışırken, arkadaşlarım arada “Bunu gerçekten düşünerek mi söyledin?” diye sorar. İşte o an, yanlışlıkla fazla espri yapınca ne kadar da “ciddiye alınmayan” biri haline geldiğimi fark ederim. Ama bazen de, bu şakalar beni “top lig”de tutan bir güç olabilir.

Sonuçta Kaç Çeşit Lig Var?

Gördüğünüz gibi, hayatta ligler birbirinden bağımsız değil. İçki liginden iş ligine, arkadaş liginden beyin ligine kadar her biri birbirine bağlı. Kimi zaman kendi başımıza hareket ederken, bazen de bir takımda olmanın gücünü hissederiz. Ama tüm bunların sonunda, hayatı “ligler” gibi görmek biraz eğlenceli, biraz kafa karıştırıcı, biraz da derin.

Bunu yazarken, kendimi düşündüm. Yani, bu liglerde oynarken bazen bu kadar kafa yoruyor muyum? Ya da yalnızca sosyal medya liginde en çok izlenme almak için mi uğraşıyorum? Bu soruları kendime sordum. Ama bir gerçek var ki: Hangi ligde olursam olayım, galip gelmeye çalışırken bile bazen komik anlar yaşarım.

Unutmayın, hayat bir oyun ve her ligde başarmak için en önemli şey, eğlenmeyi unutmamaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet girişbahis siteleribetexper güncel giriş