Siyez Unu Glutenli mi? Bir Genç Kadının Hikayesi
Kayseri’nin o keskin, soğuk sabahlarında, sokakların taşlarına karışan sabah rüzgarı, bana her zaman bir şeyler hatırlatır. Hani o nostaljik, kaybolan şeyleri… Gençliğimi, heyecanlarımı, hayal kırıklıklarımı. Ve işte, Siyez unu hakkında okuduğum her şeyde hissettiğim o karmaşık duygular, eski defterlerimden birini açmak gibi, içimde bir yerlere dokunuyor. Bugün de bir kez daha o eski, gerçek duyguları tekrar keşfetmeye karar verdim. Kayseri’de yaşıyor olmam, her zaman bu tür hisleri daha derinden hissetmeme sebep oluyordu. Çünkü burada, siyez buğdayı kadar köklü bir gelenek vardı. Ama bir soru vardı kafamda: Siyez unu gerçekten glutenli miydi?
Birinci Sahne: Gelişen Bir Soru
Birkaç hafta önce, sabah kahvemi içip bilgisayarımı açarken, bir anda “Siyez unu glutenli mi?” diye soran bir yazıya rastladım. Bunu neden soruyorum, derseniz, son zamanlarda glutenle ilgili çok fazla şey okudum. Çevremdeki çoğu insan, özellikle de annem, gluten hassasiyeti ve buğday alerjisi hakkında sıkça konuşuyordu. Evet, Kayseri’de bu konuda çok az konuşulan bir şey olsa da, ben bu yeni akımla tanıştım. “Bir insanın bu kadar hassas olmasına gerek yok!” diyenler olsa da, içimden bir ses, bu konuda bir şeyler öğrenmem gerektiğini söylüyordu. Belki de yıllardır bildiğim ama hiç anlamadığım bir şey vardı.
Siyez unu nedir ki?
Bir yandan kafamda bu sorular dönerken, siyez ununun geleneksel ve eski bir buğday türü olduğunu hatırladım. Kayseri’de ve çevresinde yetişen bu buğday, çok eski zamanlardan kalma bir mirası temsil ediyordu. “Peki ama glutenli mi?” diye sordum kendi kendime. Hemen bir arama yapmaya başladım.
Başlangıçta bulduğum bilgiler beni bir hayli karıştırdı. Birçok yerde, siyez ununun, modern buğdaylara kıyasla çok daha az gluten içerdiği yazıyordu. Ama ne yazık ki, sıfır gluten demek de mümkün değildi. “Yani demek ki bu, benim için çözüm değil,” diye düşündüm, hayal kırıklığına uğrayarak.
Ancak, bir diğer kaynağa göz attığımda, siyez ununun, gluten hassasiyeti olan kişiler için daha kolay sindirilebileceğini belirtiyordu. Bu, bana bir umut ışığıydı. Acaba siyez unu, gluten hassasiyetim için uygun olabilir miydi? Bu sorunun cevabını bir türlü bulamıyordum, ama şüphelerimi, sorularımı ve belirsizliğimi derinleştiriyordu.
İkinci Sahne: Bir İlk Deneme
Bir hafta sonra, Kayseri’ye gitmek için sabah erkenden yola çıktım. Her zaman olduğu gibi annemle buluşup bir kahvaltı yapacak, eski evimizde, annemin bana anlatmaya doyamadığı o eski hikayeleri dinleyecektim. Anlamazdım, belki de dinlemezdim o zamanlar, ama artık her cümlesine kulak veriyor, her bir kelimesini değerli buluyordum.
Kahvaltıya oturduğumda, annem mutfakta siyez unu ile yapılmış, mis gibi kokan bir ekmek hazırlıyordu. “Bunu al, beğeneceksin,” dedi. Annem ne zaman siyez unu eklese, ekmeği başka bir tattan yapıyor, bana her zaman bir nostalji, bir rahatlık veriyordu.
Yavaşça ekmeği dilimledim ve bir lokma aldım. O eski, o sıcak, yumuşacık ekmekle bir an her şeyin normale döndüğünü düşündüm. Duygularım karışıktı ama bir noktada rahatlamıştım. Siyez ununun içindeki gluten miktarı çok düşük olmasına rağmen, bu ekmek kesinlikle bana hitap ediyordu. “Bunu her gün yerim,” dedim, kendimi hafif hissettim. İçimden bir ses, “Hadi, dene! Belki bu seni iyileştirir,” diyordu.
Ama yine de bir gariplik vardı. Bir yanımda, siyez ununun aslında hala gluten içerdiği bilgisi vardı. O yüzden temkinliydim. “Evet, belki buğdaya göre daha az ama bu hala gluten,” diyordum kendi kendime. Yine de, bu ekmeği yediğimde, kendimi kötü hissetmedim. Belki de bu, gerçekten düşündüğüm kadar basit bir şey değildi.
Üçüncü Sahne: Karar Aşaması
Günler geçtikçe, bu soru beni daha fazla düşündürmeye başladı. “Siyez unu glutenli mi?” sorusu, sadece basit bir bilgi arayışı değil, aynı zamanda vücudumla olan ilişkimi anlamaya yönelik bir yolculuktu. Siyez unu bana, geçmişi hatırlatıyor, gelenekleri ve ailemi birleştiriyordu. Ama ya sağlık meselesi? Bu soruya yanıt bulmaya kararlıydım.
Artık bir karar vermek zorundaydım. Hala kesin bir bilgiye sahip değildim. Bu yüzden, buğdaydan, glütenden kaçan biri olarak, siyez ununu vücudumun nasıl kabul edeceğini görmek istedim. Bir yandan da, her şeyin doğallığını savunarak, annem gibi, bu geleneksel ürünlere yönelmek içimde bir bağ kuruyordu. “Belki de bir şeyler doğru yapılıyordur,” diyordum.
Birkaç gün boyunca siyez ekmeği yemeye devam ettim ve gerçekten de farklı bir etkisi oldu. Gövdemi dinlerken, sanki eski yorgunluklarım bir nebze azalmış gibiydi. Bir yanım hala “Bu, sağlıklı mı?” diye sorgulasa da, vücudum siyezle daha dost olmuş gibiydi. O eski soru hâlâ aklımda dönse de, hislerim cevap veriyordu: “Evet, belki de bu daha iyi.”
Sonuç: Umut ve Kabullenme
Sonunda kararımı verdim: Siyez unu glutenliydi, ama belki de benim için doğru olan şey, onunla barış yapmaktı. Doğallığı ve köklü geçmişiyle, bir şekilde beni kabullenmeye, onu anlamaya yöneltti. Sonuçta, bu sorunun cevabı, bazen bilimden daha fazla, içsel bir yolculukla ilgilidir.
Ve işte, kaybolmuş hislerimi bulmamın, doğru besinle ilişkimi keşfetmemin, içimdeki o kaybolmuş umutları yeniden yeşertmenin tam zamanıydı.