Nub okurlarına özel bu yazımızda “Cins isim kısaltmaları nelerdir” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Jax Erkek İsmi Midir? Bir İsimle Başlayan Hikâye
Kayseri’de sonbaharın kendine özgü bir sessizliği vardır. Özellikle akşam saatlerinde. Sokak lambalarının sarı ışıkları kaldırımlara vururken şehir yavaşlar, insanlar evlerine çekilir ve geriye sadece rüzgârın sesi kalır. Ben o saatleri hep sevmişimdir. Çünkü günlük tutmayı en çok o zamanlarda severim.
25 yaşındayım ve yıllardır neredeyse her gün birkaç satır yazarım. Bazen yaşadıklarımı, bazen yaşayamadıklarımı. Bazen de sadece içimde biriken duyguları.
O akşam da masamın başında oturuyordum. Önümde yarısı içilmiş bir çay, yanımda eski günlüklerim vardı. Telefonuma gelen bir bildirim bütün dikkatimi dağıttı.
Mesaj kısa ve basitti:
“Jax erkek ismi midir?”
Normalde böyle bir soru birkaç saniyede cevaplanırdı. Ama o gece öyle olmadı.
Çünkü bu soruyu gönderen kişi, uzun zamandır unutmaya çalıştığım biriydi.
Bir Mesajın Taşıdığı Ağırlık
Telefon ekranına uzun süre baktığımı hatırlıyorum.
Mesajın kendisi basitti ama bende bıraktığı his hiç basit değildi.
Aylarca konuşmamıştık.
Hayat bazen insanları sessizce uzaklaştırıyor. Kavga olmuyor. Büyük bir kırgınlık da yaşanmıyor. Sadece zaman geçiyor ve bir gün konuşmalar azalıyor.
Sonra tamamen bitiyor.
Ama bazı insanlar zihninden gitmiyor.
İşte o insanlardan biriydi.
“Jax erkek ismi midir?”
Mesajı tekrar okudum.
Bir kez daha.
Sonra bir kez daha.
Çünkü aslında merak ettiğim şey isim değildi.
Neden bana yazdığıydı.
Günlük Sayfaları Arasında Kaybolmak
O gece eski günlüklerimi açtım.
Yıllar öncesine ait sayfalar arasında gezinirken kendi el yazımla yazılmış duygulara rastladım.
Bir sayfada şöyle yazıyordu:
“Bazı insanlar hayatına kısa süreliğine girer ama bıraktıkları iz uzun yıllar silinmez.”
Bu cümleyi okurken istemsizce gülümsedim.
Çünkü geçmişteki ben, gelecekteki beni çok iyi tanıyormuş.
Sayfaları çevirmeye devam ettim.
Bir konser anısı.
Bir kahve buluşması.
Bir yağmur günü.
Küçük anılar.
Ama hepsinin ortak bir özelliği vardı.
Hepsinde aynı kişi vardı.
İnsan bazen geçmişi özlemez.
Geçmişte hissettiği kişiyi özler.
Bunu o gece çok net hissettim.
Jax Erkek İsmi Midir? Sorudan Fazlası
Mesajı cevaplamadan önce internetten bakmak yerine düşünmeye başladım.
Jax.
Kulağa güçlü gelen bir isimdi.
Modern.
Kısa.
Akılda kalıcı.
Genellikle erkek ismi olarak kullanıldığını biliyordum.
Ama mesele gerçekten bu değildi.
Ben hâlâ neden bana sorduğunu düşünüyordum.
İçimde garip bir heyecan oluşmuştu.
Uzun zamandır hissetmediğim türden bir heyecan.
Bir mesaj bildirimi geldiğinde kalbinin biraz hızlanması gibi.
Belki saçma.
Belki çocukça.
Ama dürüst olmak gerekirse hissettiğim tam olarak buydu.
Beklemek Bazen Konuşmaktan Daha Zordur
Mesajı cevapladım.
Kısa bir cevap.
“Evet, genellikle erkek ismi olarak kullanılıyor.”
Gönderdim.
Sonra beklemeye başladım.
İnsan beklerken zaman farklı ilerliyor.
Dakikalar uzuyor.
Telefon ekranına bakmamak için uğraşıyorsun ama birkaç saniye sonra yine eline alıyorsun.
Ben de aynısını yaptım.
Belki yüz kere.
Belki daha fazla.
Sonra cevap geldi.
“Bir hikâye yazıyorum da.”
İşte o an hissettiğim şeyi tarif etmek zor.
Bir yanım rahatladı.
Bir yanım hayal kırıklığına uğradı.
Çünkü içimde küçük bir umut vardı.
Belki yeniden konuşuruz diye.
Belki geçmişte kalan bazı şeyler geri gelir diye.
Ama hayat çoğu zaman filmlerdeki gibi ilerlemiyor.
Kayseri Sokaklarında Uzun Bir Yürüyüş
Ertesi gün dışarı çıktım.
Hava serindi.
Kayseri’nin geniş caddelerinde yürürken sürekli aynı şeyi düşündüm.
Neden bazı insanlar yıllar geçse bile içimizde yaşamaya devam ediyor?
Bir kafeye oturdum.
Cam kenarında boş bir masa buldum.
Çay söyledim.
Dışarıdaki insanları izlemeye başladım.
Karşı kaldırımda yaşlı bir çift yürüyordu.
Biraz ileride bir çocuk bisiklet sürüyordu.
Hayat herkes için devam ediyordu.
Ama benim zihnim hâlâ o kısa mesajdaydı.
“Jax erkek ismi midir?”
Belki dünyanın en sıradan sorularından biri.
Ama bazen bir soru, cevabından çok daha büyük anlamlar taşır.
İnsanların Bıraktığı İzler
Akşam eve döndüğümde günlük defterimi açtım.
Yeni bir sayfa.
Boş.
Kalemi elime aldım.
Yazmaya başladım.
İlk cümlem şu oldu:
“Bazı insanlar gittikten sonra bile hayatımızın içinde yaşamaya devam ediyor.”
Bu cümleyi yazarken gözlerim doldu.
Üzüntüden değil.
Özlemden de değil.
Sanırım kabullenişten.
Çünkü bazı hikâyelerin devam etmesi gerekmiyor.
Bazı insanlar hayatına sadece belirli bir bölüm için geliyor.
Ve görevlerini tamamlayınca gidiyorlar.
Ama bıraktıkları etki kalıyor.
Birkaç Gün Sonra
Aradan birkaç gün geçti.
Yine günlük yazıyordum.
Telefonum sessizdi.
Mesaj yoktu.
Arama yoktu.
Hiçbir şey yoktu.
Ama ilginç olan şu:
Bu kez üzülmüyordum.
Çünkü o kısa konuşma bana beklemediğim bir şey öğretmişti.
İnsan bazen geçmişe dönmek istemez.
Sadece geçmişte yaşadığı güzel duyguların gerçek olduğunu hatırlamak ister.
Ben de onu hatırlamıştım.
Bir zamanlar mutlu olduğumu.
Bir zamanlar heyecanlandığımı.
Bir zamanlar umut ettiğimi.
Ve bunların hepsinin gerçek olduğunu.
Umut Her Zaman Birine Bağlı Değildir
Eskiden umut kelimesini hep başka insanlarla ilişkilendirirdim.
Bir mesaj.
Bir telefon.
Bir karşılaşma.
Bir geri dönüş.
Ama artık farklı düşünüyorum.
Umut bazen sadece yeni bir güne uyanabilmektir.
Yeni bir sayfa açabilmektir.
Yeni bir hikâyeye başlayabilmektir.
O gece bunu fark ettim.
Jax Erkek İsmi Midir? Sorusunun Bende Bıraktığı His
Bugün biri bana yeniden “Jax erkek ismi midir?” diye sorsa muhtemelen kısa bir cevap veririm.
Evet.
Genellikle erkek ismidir.
Ama benim için bu soru artık sadece bir isim sorusu değil.
Bir akşamı hatırlatıyor.
Bir mesajı.
Bir bekleyişi.
Bir hayal kırıklığını.
Bir umudu.
Ve en önemlisi kendimi.
Çünkü bazen hayatın en büyük dersleri büyük olaylardan gelmiyor.
Küçük anlardan geliyor.
Tek bir mesajdan.
Tek bir cümleden.
Tek bir sorudan.
Bir Günlüğün Son Sayfasındaki Not
Bu hikâyenin kesin bir sonu yok.
Çünkü hayatın da çoğu zaman kesin sonları olmuyor.
Bazı insanlar geri dönüyor.
Bazıları dönmüyor.
Bazı sorular cevaplanıyor.
Bazıları hep havada kalıyor.
Ama bugün dönüp baktığımda içimde huzur hissediyorum.
Çünkü o kısa mesaj bana bir şeyi gösterdi.
Kalbimde taşıdığım duyguların hepsi gerçekti.
Hayal kırıklığı da.
Heyecan da.
Özlem de.
Umut da.
Ve sanırım büyümek biraz da bu demek.
Geçmişe bakabilmek ama içinde yaşamamak.
Hatırlayabilmek ama takılı kalmamak.
Sevebilmek ama gerektiğinde bırakabilmek.
O yüzden şimdi günlük defterimi kapatırken son satırı yazıyorum:
“Bazı hikâyeler mutlu sonla bitmez. Ama yine de güzel hikâyelerdir.”
Ve dışarıda Kayseri gecesi sessizce devam ediyor.
“Cins isim kısaltmaları nelerdir” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Nub ailesi olarak her zaman yanınızdayız!