İsbank devlet bankası mı?
Bazı sorular var ki insanı sadece finansal olarak değil, varoluşsal olarak da sorgulatıyor. “Ben kimim?”, “Neredeyim?” ve bir de “İsbank devlet bankası mı?” sorusu… Özellikle 25 yaşına gelip hâlâ banka uygulamasında IBAN kopyalarken “bu banka kimin acaba ya” diye düşünen bir İzmirliysen, hayat zaten başlı başına bir komediye dönüşüyor.
Ben de tam o noktadayım. Sabahları Alsancak’ta kahve içerken “bugün hayatımı düzene sokacağım” diye düşünüyorum, akşamına doğru ATM önünde “bu kart neden yine çalışmıyor” diyerek içsel çöküş yaşıyorum. Ve evet, arada beynimin bir köşesinde sürekli şu soru dönüyor: İsbank devlet bankası mı?
Kafede başlayan büyük finans tartışması
Geçen gün arkadaşlarla Konak’ta bir kafede oturuyoruz. Masada klasik konu: kira, hayat pahalılığı, “biz niye böyleyiz” üçlemesi. Bir arkadaşım ciddiyetle konuşuyor:
“Abi ben artık bankayı değiştireceğim.”
Ben de otomatik refleksle soruyorum:
“Hangisi?”
Cevap geliyor:
“İsbank.”
Ve işte o an… Masada bir sessizlik. Çünkü kimse emin değil. Ben de emin değilim ama belli etmemek için hafif başımı sallıyorum. İç sesim ise bağırıyor:
“İsbank devlet bankası mı yoksa biz yıllardır yanlış mı biliyoruz?”
Dışarıdan bakınca cool bir genç yetişkin gibi duruyorum ama içeride Google Chrome’da 47 sekme açık: “Türkiye bankaları hangileri”, “devlet bankası nasıl anlaşılır”, “banka sahibi kim”.
ATM önünde yaşanan kimlik krizi
Bir gün para çekmem gerekiyor. İzmir’de güneşli ama hayatım karanlık bir sabah. ATM’ye gidiyorum. Kartı sokuyorum. Ekran açılıyor.
Ve ben o sırada şunu düşünüyorum: İsbank devlet bankası mı?
Çünkü içimden bir ses diyor ki:
“Eğer devlet bankasıysa daha güvenli hissedebilirsin.”
Bu düşünce ne kadar mantıklı tartışılır ama 25 yaşında, maaş günü gelmiş ama hesapta para 3 gün önce bitmiş bir insan için mantık biraz lüks.
Yanımda biri bekliyor. Belli ki o da acelesi var. İçimden monolog başlıyor:
“Abi şimdi kartı yanlış bankaya mı taktım? Ya da bu banka özel mi? Devlet değilse param uçabilir mi? Param zaten uçmuş da…”
Ekran: “İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi.”
Rahatlama geliyor ama soru hâlâ orada:
İsbank devlet bankası mı?
Arkadaş grubu WhatsApp’ı: Finansal kaos merkezi
Bizim WhatsApp grubu var. Adı “Alsancak Mental Çöküş Kulübü”. Orada her gün farklı bir kriz konuşuluyor.
Bir gün yazdım:
“Beyler İsbank devlet bankası mı?”
Cevaplar:
“Değil sanırım ama emin değilim”
“Google’a baktım galiba özel”
“Abi önemli mi ya para yatıyor mu ona bak”
“Devlet olsa ne olur özel olsa ne olur zaten paramız yok”
Son mesaj biraz canımı acıtıyor ama doğru.
Ben yine de içten içe rahatlamak istiyorum. Çünkü insan bazen bankanın bile “devlet” olmasını bir güven hissiyle eşleştiriyor. Sanki devletse daha az batıracakmışız gibi…
Gerçeklerle yüzleşme anı
Bir akşam evde oturuyorum. Klima çalışıyor ama içimde finansal bir yangın var. Telefon elimde, yine aynı soru:
İsbank devlet bankası mı?
Bu sefer ciddileşiyorum. Çünkü artık bu mesele şaka değil, kişisel gelişim konusu gibi.
Kendi kendime konuşuyorum:
“Bak… eğer devlet bankasıysa bu bilgi hayatını değiştirmeyecek. Ama en azından yanlış bir güven duygusu yaşamayacaksın.”
Sonra duruyorum.
“Ya da tam tersi… hiçbiri hayatını değiştirmeyecek.”
İşte o an büyüyorum. Ama sadece 2 dakika sürüyor, sonra yine TikTok açıyorum.
İzmir sokaklarında finansal felsefe
Sitemizden Önerilen: İskontoda KDV olur mu ?
İzmir’de yaşamanın şöyle bir yanı var: insanlar her şeyi daha rahat ama bir o kadar da dağınık yaşıyor. Banka işleri bile “hallederiz ya” seviyesinde.
Kordon’da yürürken kulağımda müzik, aklımda ise yine aynı soru:
İsbank devlet bankası mı?
Bir yandan vapur sesi, bir yandan martılar, bir yandan da beynimde finans dersleri:
“Özel banka mıydı o ya… yok yok devlet değildir… ama adı da ciddi duruyor…”
Yanımdan geçen biri telefonla konuşuyor:
“Abi bankadan kredi çektim.”
İçimden:
“Hangisi acaba? İsbank mı? Devlet mi? Özel mi? Hayat mı?”
İç sesimle kısa bir yüzleşme
İç sesim bazen aşırı ciddi oluyor. Sanki 40 yıllık muhasebeci.
“Bak,” diyor, “bu kadar düşünme. Banka banka işini yapıyor.”
Ben:
“Evet ama İsbank devlet bankası mı değil mi bilmiyorum.”
İç ses:
“Bilmemen hayatını değiştirmiyor.”
Ben:
“Evet ama bilmek istiyorum.”
İç ses:
“Sen aslında başka şeylerden kaçıyorsun.”
Bu noktada konunun banka olmadığını fark ediyorum ama o fark edişi hemen unutuyorum çünkü Instagram bildirim geliyor.
Arkadaş ortamında bilgi yarışması gibi hayat
Bir akşam yine arkadaşlarla oturuyoruz. Konu yine dönüp dolaşıp finansal kaosa geliyor.
Birisi diyor ki:
“Devlet bankaları daha mı güvenli?”
Ben refleks:
“İsbank devlet bankası mı?”
Herkes bana bakıyor.
Bir arkadaş:
“Abi sen bunu neden bu kadar takıyorsun?”
Ben:
“Çünkü emin değilim.”
Aslında mesele banka değil. Mesele şu: Hayatta bazı şeyleri bilmemek insana garip bir huzursuzluk veriyor. Ama aynı zamanda öğrenmek de fazla sorumluluk getiriyor.
O yüzden arada kalıyorum. İzmir trafiği gibi: ne ileri ne geri.
Kısa bir gerçeklik notu (ama sıkıcı değil)
Bunu burada çok teknik anlatmayacağım çünkü zaten hayat yeterince teknik. Ama genel kafa karışıklığı şu yüzden oluyor: Türkiye’de bazı bankalar devletle ilişkili, bazıları özel sektör.
Ve insanların aklındaki soru hep aynı noktaya bağlanıyor:
İsbank devlet bankası mı?
Bu soru aslında sadece banka sorusu değil. Biraz da güven sorusu. Biraz da “ben nereye ait hissediyorum” sorusu.
Ama bunu fazla ciddiye alınca hayat Excel tablosuna dönüyor, o yüzden hemen dağıtıyorum konuyu.
Günlük hayatın absürt finans sahneleri
Market kasasında sıradayım.
Kasiyer:
“IBAN ile ödeme olur mu?”
Ben:
“Olur ama hangi bankaydı bu…”
İç ses:
“Yine mi?”
Ve o klasik soru tekrar:
İsbank devlet bankası mı?
Kasiyer bana bakıyor, ben kasiyere bakıyorum, arkamdaki insan sabırsızlanıyor.
O an anlıyorum ki: finansal bilinç sadece bilgi değil, aynı zamanda sosyal stres yönetimi.
Son düşünceler (ama son gibi değil)
Gece yatmadan önce bazen düşünüyorum. Gerçekten düşünüyorum. Telefonu bırakıyorum, tavanı izliyorum.
“İnsan neden sürekli bir şeyleri kesin olarak bilmek istiyor?”
Sonra aklıma yine aynı şey geliyor:
İsbank devlet bankası mı?
Ve bu soru aslında bir banka sorusu olmaktan çıkıp, hayatın küçük bir obsesyonuna dönüşüyor. Tıpkı “kapıyı kilitledim mi?” gibi ama finansal versiyonu.
Sonra gülüyorum. Çünkü günün sonunda İzmir’de, 25 yaşında biri olarak en büyük krizim bu ise… sanırım işler tamamen kötü değildir.
Umarız “İsbank devlet bankası mı” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Nub ailesiyle kalmaya devam edin!