İçeriğe geç

Kişisel olarak tanımak ne demek ?

Şehirde Sessiz Kalan Şeyler ve İnsanları Gerçekten Tanımak

Yine bir Nub içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Kişisel olarak tanımak ne demek”.

Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Hava, yüzüne tokat gibi çarpar ama garip bir şekilde insanı da kendine getirir. 25 yaşındayım ve burada, bu şehirde büyüdüm. Çocukluğumun sokakları hâlâ aynı, ama ben aynı kişi değilim. Bunu en çok günlüğümü açtığımda fark ediyorum. Sayfalar değişiyor, el yazım değişiyor, hatta bazı kelimeler bile eskisi kadar keskin değil.

Son zamanlarda kafamı kurcalayan bir şey var: kişisel olarak tanımak ne demek?

Bunu basit bir cümle gibi söylüyoruz çoğu zaman. Birini tanıyorum diyoruz, geçiyoruz. Ama geceleri sessizlik çöktüğünde, Erciyes’in uzaktan görünen beyazlığı pencereye vururken, bu cümlenin içi bir anda büyüyor. Ağırlaşıyor. Çünkü aslında kimseyi sandığımız kadar tanımıyoruz.

Günlüğümde Kalan Eski Bir İsim

Günlüğümün eski sayfalarını karıştırırken onun adını gördüm. Mert.

Ortaokuldan bir arkadaş. O zamanlar aynı sırayı paylaşırdık, teneffüslerde aynı kantin sırasına girerdik, aynı hayalleri kurduğumuzu sanırdım. “Sanırdım” diyorum çünkü şimdi geriye bakınca, onun hakkında bildiğim şeylerin ne kadar yüzeyde kaldığını fark ediyorum.

O zamanlar Mert’i tanıdığımı düşünürdüm. En sevdiği cipsi bilirdim, hangi futbol takımını tuttuğunu ezbere sayardım. Ama bir günlüğümde şu cümle var: “Mert bugün yine dalgın görünüyordu ama nedenini sormadım.”

İşte orada bir şey eksik kalmış.

Birini kişisel olarak tanımak ne demek, diye düşündüğümde tam olarak bu eksikliği hissediyorum. Birinin sevdiği şeyleri bilmek değil sadece. Onun sustuğu anları da anlayabilmek.

Yıllar Sonra Gelen Mesaj

Bir akşam telefonuma bir bildirim düştü. Mert.

“Kayseri’deyim, kahve içelim mi?”

Mesajı okuduğumda garip bir heyecan geldi içime. Sanki geçmişten biri kapıyı çalmış gibi. Ama aynı anda içimde hafif bir huzursuzluk da vardı. Çünkü bazı insanlar bellekte kaldığı haliyle güzeldir. Gerçek haline yaklaşınca o resim bozulur.

Yine de kabul ettim.

Buluşma yerini Cumhuriyet Meydanı’na yakın küçük bir kafede belirledik. Erciyes görünüyordu uzaktan, karı eksik değildi. Oturduğumda ellerim biraz soğuktu, bilmiyorum neden. Belki de yılların biriktirdiği o “tanıyor muyum gerçekten?” sorusu yüzündendi.

Karşımda Tanıdık Bir Yabancı

Kapı açıldığında onu hemen tanıdım. Ama aynı zamanda tanıyamadım da.

Mert gülümsedi. O eski gülüşüydü, ama gözleri farklıydı. Daha yorgun, daha sessiz.

Oturdu ve klasik cümleler başladı:

“Nasılsın?”

“Hayat nasıl gidiyor?”

“Uzun zaman oldu.”

Ama bu cümlelerin arasında bir boşluk vardı. Sanki ikimiz de geçmişi konuşuyor ama o geçmişin içinde kendimizi bulamıyorduk.

Bir noktada sustuk.

İşte o sessizlik anı her şeyi değiştirdi.

Çünkü sessizlikte insanlar saklanamaz.

Gerçek Tanıma İhtiyacı

O an içimden geçen şeyi hatırlıyorum: “Ben seni gerçekten tanıyor muyum?”

Ama bunu söylemedim. Çünkü bazı sorular yüksek sesle söylenince kırılgan hale gelir.

Onun yerine sadece dinledim.

Mert konuşmaya başladı. Üniversitede bıraktığı bölümü, çalıştığı işleri, şehirler arasında nasıl savrulduğunu anlattı. Ama anlattığı şeyler bilgi gibiydi. Bir hayatın raporu gibi.

Ben ise onun içindeki boşlukları merak ediyordum.

Bir noktada şunu söyledi:

“İnsanlar beni hep aynı sanıyor ama ben kendimi bile bazen tanıyamıyorum.”

İşte o cümle içimde bir yere dokundu.

Çünkü kişisel olarak tanımak ne demek sorusu, tam burada büyüyor. Birini sadece dışarıdan değil, onun kendine bile yabancı olduğu anlarıyla görmek.

Bir Kahvenin Soğuyan Hikâyesi

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kişisel bakım yaparken nelere dikkat etmeliyiz ?

İlgili Makale: Kişisel alanımız neresidir ?

Kahvelerimiz soğurken konuşmalarımız da yavaşladı. Dışarıda insanlar yürüyordu, hayat akıyordu ama bizim masamızda zaman biraz daha ağır ilerliyordu.

Mert bir ara bana baktı.

“Sen eskisi gibi misin?” dedi.

Bu soru beni hazırlıksız yakaladı.

Eskisi gibi olmak ne demekti ki?

Günlüğümde yazdığım cümleler aklımdan geçti. O zamanlar daha saf, daha hızlı kırılan, daha çabuk sevinen biriydim. Şimdi ise duygularım daha temkinliydi. Daha seçiciydim.

“Değilim,” dedim sonunda. “Ama emin değilim bunun iyi mi kötü mü olduğundan.”

O gülümsedi ama bu kez gülüşünde bir rahatlama yoktu. Sanki o da aynı sorunun içindeydi.

Hatırlanan ve Unutulan Şeyler

Buluşmanın ortasında Mert bir şey söyledi, hâlâ aklımda:

“Sen beni en son ne zaman gerçekten dinledin?”

Cevap veremedim.

Çünkü hatırlamaya çalıştığımda, gerçekten dinlediğim anların sayısı çok azdı. Daha çok cevap vermeye, anlamaya çalışmaya, hatta bazen geçiştirmeye odaklanmıştım.

İnsanları kişisel olarak tanımak, onların söylediklerini duymak değil sadece. Söylemediklerini de fark etmekti belki.

O an içimde küçük bir hayal kırıklığı oluştu. Kendime karşı.

Erciyes’in Sessiz Tanıklığı

Kafeden çıktığımızda hava biraz daha soğumuştu. Erciyes uzaktan beyaz bir duvar gibi duruyordu. Sessiz, sabit, yargısız.

Mert yanımda yürürken konuşmadık bir süre.

Sonra durdu.

“Belki de biz birbirimizi hiç tanımadık,” dedi.

Bu cümle acıtmadı sadece. Aynı zamanda rahatlatıcıydı da. Çünkü bazen gerçek, insanı özgürleştirir.

O an fark ettim ki, kişisel olarak tanımak ne demek sorusunun tek bir cevabı yoktu. Bu, bir liste değildi. Bir bilgi birikimi hiç değildi. Daha çok bir cesaret meselesiydi. Birinin hayatına gerçekten yaklaşabilme cesareti.

Günlüğe Düşen Yeni Bir Sayfa

Eve döndüğümde günlüğümü açtım.

Kalem elimde bir süre bekledim. Yazmak istedim ama önce düşündüm.

Sonra şunu yazdım:

“Bugün Mert’i gördüm. Onu tanıdığımı sandım ama aslında sadece hatırasını tanıyormuşum.”

Kalemi bıraktım.

O an içimde bir şey çözüldü. Bir yük değil, bir yanılgı gibi.

İnsanları kişisel olarak tanımak, onların geçmişini bilmek değilmiş. Onların bugününü, hatta bazen yarın bile kendilerinden sakladıkları yönlerini hissedebilmekmiş.

Ama belki de en zor kısmı, bunu her zaman başaramayacağını kabul etmekmiş.

Eksik Kalan Tanışıklıklar

O geceden sonra uzun süre düşündüm.

Mert’i tekrar görebilir miyim bilmiyorum. Belki görürüm, belki bir daha hiç konuşmayız. Ama onunla ilgili içimde kalan şey değişti.

Artık onu bir “tanıdık” olarak değil, eksik kalmış bir hikâye olarak görüyorum.

Ve belki de hepimiz öyleyiz.

Birileri için tamamlanmamış cümleler, yarım dinlenmiş hikâyeler, geç kalınmış sorularız.

Kişisel olarak tanımak ne demek diye sorduğumda artık tek bir cevap aramıyorum.

Çünkü bazı insanlar tanınmak için değil, sadece kısa bir süreliğine anlaşılmak için hayatımıza giriyor.

Nub ekibi olarak “Kişisel olarak tanımak ne demek” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://hediyeolur.com https://gundemadana.com.tr https://esporhaberleri.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet