Özü Sözü Bir Olmak Deyimi Ne Anlama Gelir? Şöyle Anlatayım…
Evet, işte geldik bugünün en “derin” ama bir o kadar da günlük hayatta sıkça karşılaştığımız bir deyimi çözümlemeye: Özü sözü bir olmak. Deyimin anlamını tam olarak bilmeyenimiz yoktur, değil mi? “Bundan hiçbir şey anlamadım, ama kesin doğru söylüyordur,” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak, biraz durup düşününce aslında ne demek istediğini de bir türlü tam kavrayamadığınız o deyimlerden biri olabilir. Tam olarak neyi kastettiğiyle ilgili kafanızda bir şeyler var ama bu anlamları ve örnekleri derinlemesine incelemenin tam zamanı. Hadi gelin, özünü ve sözünü birleştirerek bu deyimi anlamaya çalışalım.
Konuyu biraz mizahi bir şekilde ele alalım; çünkü “özlü söz” biraz da “özlü espri”yi hak ediyor, değil mi?
“Özü Sözü Bir Olmak” İyi Bir Şey Mi, Kötü Mü?
İlk başta, özünü sözünü bir yapmak deyiminin genellikle olumlu bir anlam taşıdığını düşünebilirsiniz. Hani “bu adam gerçekten ne söylediyse, aynısını yaşar” gibi bir anlam var kafamızda. Ama, işin içine biraz düşünce girince, bu deyimin derinliği biraz daha farklı bir hal alıyor. Özü sözü bir olmak, genelde birinin söylediklerinin hayatıyla örtüşmesini anlatır; yani konuştuğu ile yaptığı arasındaki uyumun tam olmasıdır. Ama düşünsenize, her söylediğiniz şeyin arkasında bir eylem olması… Birinin bu kadar şeffaf olması, bazen baş belası olabilir!
Düşünsenize, bir arkadaşınızla yemek yiyorsunuz, arada ufak tefek şakalar yapıyorsunuz. Bu şakalar arasında size “ben kesinlikle sağlıklı besleniyorum, şekeri hayatımdan çıkarıyorum,” diyor. Kendi kendime diyorum ki, “Şimdi bu kişi, o şekeri çıkarıyor da ben mi göremiyorum?” Çünkü o kişi, tam o anda, elinde bir tabak tatlıyla masaya oturuyor. Özü sözü bir olmak deyiminin o kişiye göre nasıl işlediğini anlamak bir hayli zor! Belki de bu yüzden sosyal medyada bir şeyler yazıp, “Ben fitim!” diyen insanları daha dikkatle izliyorum. Birkaç story sonrası işin aslını görebiliyorsunuz. Yani, herkesin özünü ve sözünü bir yapma seviyesi farklı olabilir.
İçimdeki Esprili Tarafım: Bu Tam da Benim İşim!
İçimdeki esprili tarafım bir anlık parlıyor ve diyor ki: “Bence özünü ve sözünü bir olmak, aslında tam olarak sosyal medyada yapılan her paylaşımdır. Mesela, diyelim ki bir arkadaşınız sürekli ‘ay sağlıklı besleniyorum, spor yapıyorum, her sabah yoga yapıp meditatif bir kahve içiyorum’ der. Sonra bir bakıyorsunuz ki, storylerde, 12:00’de hala yatağında, elinde paket cipsle, gözleri şişmiş bir şekilde ‘sabahın ilk ışıklarıyla meditasyon yaptım’ yazıyor. İşte bu kadar ‘özünü ve sözünü bir yapma’ı görüyoruz.”
Ama işte bu da aslında özlü söz ve eylem uyumu meselesi. Özü sözü bir olmak deyimi, demek ki söz ve eylem arasındaki uyumun önemli olduğu bir durumu tanımlar. Ama ben bu kadar şeffaf olamam, çünkü hayatın bazı yönlerinde “kendi içimdeki mühendis” devreye giriyor. Yani, evet, biz insanlar bazen biraz “özümü söyleyip, farklı bir şey yapıyoruz” diyebiliriz, değil mi?
Özü Sözü Bir Olmanın Gerçek Hayattaki Durumu
Özü sözü bir olma meselesi, bazen aslında biraz karmaşık bir konudur. İleriye yönelik hedefler koyarak hayatta başarıya ulaşmayı isteyen bir insan, her gün o hedeflere adım adım yaklaşmak için çaba harcar. Ama, çoğu zaman… sözde değil, özde ne kadar uyumlu olduğunu görmek başka bir mesela. Deyimin anlamını doğru bir şekilde yakalamak için biraz da hayattan örnekler vermek gerekiyor.
Mesela, bir arkadaşım sürekli bana “çok çalışkanım, ders çalışmak en iyi hobim” falan der. Hadi bakalım, diyelim ki çok çalışkan ama sonra bakıyorum bir sosyal medya paylaşımı yapıyor: “Bugün biraz dinleniyorum, kitap okuma zamanı!” Tamam, kitap okumak iyi bir şey ama bu tamamen özünü söyleseydin, daha tutarlı olurdu. Biraz gerçekçi olunmalı yani! Evet, ben de “gerçekten çalışıyorum” diye yüksek sesle söylemekten pek haz etmiyorum çünkü içimdeki mühendis böyle demiyor, aksine çok çalışmanın sonunda daha verimli bir şey çıkar, diyor. Ve bunun da özlü sözla alakası yok!
Bu durumda özünü ve sözünü bir olmak deyimi devreye giriyor: Kendi doğrularına sadık kalmak! Hani şu vardır ya, “Söylediğiniz şeylerle yaşadığınız hayat arasında bir çelişki olmamalı.” Bunu demek istiyorlar işte.
İçimdeki İnsan Şöyle Diyor: “Her Şeyin Bir Hakkı Var!”
Bir yandan da, içimdeki insan tarafım, tüm bu soğuk mühendislik bakış açısını kırmak istiyor. “Bunu basitçe şöyle anlatmak gerek,” diyor, “Herkesin bir hakkı var, özünü ve sözünü bir yapmak, bu aslında bir yoldur. O kadar mükemmel olmanızı beklemiyorlar. Tam da bu noktada, hepimizin içsel doğrularıyla barış yapması gerektiğini düşünüyorum.” Hani, bazen insanlar sadece iyi niyetli olmak istiyor, yanlış anlaşılmak da istemiyorlar ama biraz daha dikkatli olunmalı!
Özü Sözü Bir Olmak: Sadece Bir Hayal Mi?
Sonuçta, özünü ve sözünü bir olmak, sosyal medya gibi, bazen yanlış anlaşılan bir şey olabiliyor. Evet, hayatın tam ortasında, eylemlerimiz bazen gerçekleri saklayabilir. Ama bu, özünü ve sözünü bir olmanın imkansız olduğu anlamına gelmez.
Bazen içimdeki mühendis, her şeyin ne kadar matematiksel ve düzenli olması gerektiğini savunsa da, içimdeki insan tarafım hep der ki: “Hayat biraz da kaostur ve herkesin özgürlüğü vardır.” Yani, kimse mükemmel olmak zorunda değil. Özü sözü bir olmak, aslında çok zor bir şey değil; yeter ki kalpten gelsin. Yine de, bazı günler, sözlerimi düşünerek, eylemlerimle daha tutarlı olmaya çalışıyorum. Ama dediğim gibi, her şey bir denge meselesi.
—
İşte böyle. “Özü sözü bir olmak” deyimi, kulağa bazen çok basit gelse de, hayatın her anında test ettiğimiz, doğruluğu kişisel deneyimlerle ölçülen bir kavram. Sonuçta, ne kadar şeffaf ve dürüst olursak, o kadar mutlu ve uyumlu oluruz. Ama biraz da espriyle, insanın özüne tam uyum sağlamak da her zaman mümkün olmuyor!